Sıkça Sorulan Sorular (Binge Eating Disorder)

Sıkça Sorulan Sorular (Binge Eating Disorder)

Instagram hesabımda binge eating (tıkınırcasına yeme bozukluğu) (“BED”) geçmişimden bahsettiğim günden beri, bu konuyla ilgili haklı olarak her gün onlarca soru alıyorum.

Gerek soru-cevap etkinliklerinde gelen sorular, gerek mesaj olarak gönderilen sorulardan, genel nitelikli olanları seçip, bir blog yazısıyla cevaplandırmak istedim. Çünkü biliyorum ki, bir yeme bozukluğuna sahip olduğunuzda, ya da yeme bozukluğu olmasa bile yiyeceklerle ilişkiniz bozulmuşsa, bu konu tüm hayatınızın odağı olabiliyor, kendinizi çaresiz ve yalnız hissedebiliyorsunuz. “Ben neden normal insanlar gibi yemek yiyemiyorum?”, “ben hep diyette mi olacağım?”, “vermek istediğim X kiloyu hiç veremeyecek miyim?” gibi sorular devamlı zihninizi işgal eder hale geliyor. Umarım bu yazı, ihtiyacı olan herkese ulaşır, ufak da olsa bir fayda sağlar!

Sıkça sorulan sorular ve cevaplarına geçmeden önce, binge eatingle ilgili diğer yazılarıma göz atmak isterseniz, onların da linklerini şöyle bırakıyorum:

Yeme Bozuklukları – Binge Eating Disorder (Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu)

Binge Eating’i Fark Etmek (ve Yenmek)

Sürdürülebilir Bir Beslenme Düzeni Kurmak

Farkındalıklı Beslenme

Yine soru cevap kısmına geçmeden önce bir hatırlatma: Bu yazıları beslenme uzmanı veya psikolog unvanıyla yazmıyorum. Bir BED gazisi olarak ( 🙂 ) tecrübelerimi paylaşmak, bu konuda olabildiğince farkındalık uyandırmak ve bu yeme bozukluğunu yenmemi sağlayan düşünce yapısını aktarmaya çalışıyorum. Bu yazıları lütfen beslenme tavsiyesi olarak algılamayın, kendinize doğrudan teşhis koymayın ve ihtiyaç duyduğunuzda profesyonel destek alın.

İyi okumalar!

 

1.BED’DEN NASIL KURTULABİLİRİZ?

BED’i yenmek için elbette ilk koşul sorunun farkına varmak. Sorunu fark ettikten sonra,

(i) katı, yasaklı diyetleri, diyet listelerini, detoksları tamamen bırakarak, yiyecekler konusunda yaşadığınız kısıtlanmışlık hissini ortadan kaldırmak,

(ii) sürdürülebilir, iştah kontrolü odaklı bir beslenme düzeni kurmak,

(iii) farkındalıklı yeme egzersizleri yapmak ve

(iv) yavaş yavaş sezgisel beslenmeye adım atmak,

bu tür yeme bozukluğunu yenmek adına, bana yardımcı olan adımlardı. Bu adımlar hakkındaki detaylı yazılarımı okumak için yukarıdaki linklere tıklayabilirsiniz 🙂

İmkan varsa, bu yolda size destek olacak, sizi bilinçli bir şekilde yönlendirecek, “yeme bozuklukları” üzerine yoğunlaşmış uzmanlardan destek almak, bence çok çok önemli. Ama bakın, herhangi bir diyetisyen veya herhangi bir psikolog/psikiyatr demiyorum. Destek alacağınız kişinin özellikle bu alanda birikim ve tecrübe sahibi olmasına lütfen dikkat edin.

 

2. BED’İ ATLATMAK NE KADAR ZAMANINIZI ALDI?

Bu soruya 3 ay, 5 ay veya 2 yıl gibi net bir cevap vermek zor. Fakat şunu söyleyebilirim, ben kendimde böyle bir yeme bozukluğu olabileceğini fark edip, canım danışmanım Ceren Yavuz ile çalışmaya başlayıp, düzgün bir beslenme düzenine geçtikten ve bu konuda farkındalık kazandıktan sonra (ki bu 2016 yılına, bundan 4 sene öncesine denk geliyor), hemen hemen hiç yeme atağı yaşamadım (4 yıldır, en fazla 4-5 defa, atak değil ama, “atak habercisi” olarak adlandırdığım, kontrol altına alabildiğim durumlar yaşadım, okumaya devam edin, geliyor).

Fakat bu, “hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam ediyor ve yeme atağı yaşamıyorum, kendiliğinden geçti bitti” gibi bir durum değil. Bunun için hala aktif çaba sarf ediyorum:

  1. Kendimi ASLA, ASLA, ASLA aç bırakmıyorum.
  2. Porsiyonlarımı ASLA, ASLA, ASLA olması gerekenin, ihtiyacımın altına düşürmüyorum. (Kilo verme hedefiniz olduğunda elbette porsiyonları küçültmek gerekiyor, ama bu küçültme işini abartmamak lazım, “ihtiyacımın altına düşürmemek” ile kastettiğim bu)
  3. Instagramda veya genel anlamda internette dolanan, sabah kadın programlarında konuşulan, gazete köşelerinde yer verilen X detoksu, Y detoksu, 3 günde 5 kilo verme diyeti adı altındaki listeleri KESİNLİKLE uygulamıyorum.

Yukarıda saydıklarımdan herhangi birini yapacak olursam – alışmış kudurmuştan beterdir, yukarıdakileri de yapmamak için kendimi zorluyorum, es kaza yapmışsam, hemen toparlıyorum, ÇÜNKÜ –> -, fark ediyorum ki, kendimi yiyecekler konusunda biraz fazla kısıtlayacak olursam, bir şekilde, aklım, fikrim, elim hep buzdolabına kayıyor.

İşte o zaman şu farkındalığa geliyorum:

Evet, kendimi aç bıraktım, vücudum/zihnim yoksunluk hissediyor, bu nedenle aslında şuan yemek için hiçbir isteğim olmayan bu yiyeceğe/yiyeceklere yöneliyorum. Tamam, o zaman bi’ duralım. Hadi bir su içelim, bir bakalım, aç mıyım, canım gerçekten bunu yemek istiyor mu? Bunu yediğimde tatmin olacak mıyım, yoksa, ne ve ne kadar yediğimden bağımsız olarak, sadece ve sonsuz bir döngü şeklinde yemek yemeye devam mı etmek isteyeceğim?

Eğer canım gerçekten istemiyorsa (o an elimin gittiği yiyecekler hangileriyse), diyorum ki, “Melocum, otur, sakinleş, bu bir atak habercisi olabilir”.

O zaman, hemen dikkatimi başka bir yöne veriyorum. Evde elinizi, aklınızı oyalayacak herhangi bir şey olabilir. Gidip hemen yatıp uyumak da olabilir.

Asıl önemlisi bunun devamı. Kendime, kendimi bir da asla aç bırakmamam, asla kısıtlamamam gerektiğini hatırlatıyor, normal düzenimle hayatıma devam ediyorum. Ve ben kendimi kısıtlamadığım sürece, ne bir yeme atağı, ne bir atak habercisi, hayatıma uğramıyor.

YANİ, KISA CEVAP ŞU: Ne kadar sürede BED’i atlatacağınız, atlatıp atlatamayacağınız, BED’in geri dönüp dönmeyeceği büyük ölçüde size bağlı. Alışkanlıklarınızı, beslenme meselelerine karşı bakış açınızı değiştirmediğiniz sürece, eminim bu süreç zorlayıcı olacaktır. Elbette, yine bu noktada, kendi tecrübelerimi aktardığımı, sürecin kişiden kişiye değişebileceğini hatırlatmamda yarar var.

 

3. YEME BOZUKLUĞUNU YENDİKTEN SONRA KİLO VERDİNİZ Mİ?

EVET! BED’in dibine vurduğum dönemlerde 52-53 kilo bandındaydım. Hollanda’ya taşınıp, atak sonrası kendimi aç bırakma ve tekrar atak yaşama döngüsünü uygulamaya devam edemeyince, 59-60’lara çıkmıştım.

Sonra tekrar, yeni ve sürdürülebilir beslenme düzenimin içinde, ufak ayarlamalar yaparak, yavaş yavaş, 4-5 aylık bir süreçte 54-55 kilo civarına döndüm.

“Çok önerilen” haftada 1 kilo verme hızıyla değil de, ayda 1 kilo verme hızıyla vermek istediğim kiloyu canımı sıkmadan, aç kalmadan, hayat düzenimi değiştirmek, sosyal ortamlardan kendimi mahrum bırakmak, çok sevdiğim yiyecekleri yasaklamak zorunda kalmadan, verdim 🙂

 

4. YEME ATAKLARI YAŞIYORUM AMA KİLO DA VERMEK İSTİYORUM. HİÇBİR ZAMAN KİLO VEREMEYECEK MİYİM? 

Aynı cümleyi kaç kere kurmuşumdur inanın sayamam! Eğer aklınızı sürekli bu soru kurcalıyorsa, bilin ki, yine yalnız değilsiniz.

Önce şunu fark etmek gerek: Yeme atakları yaşıyorsanız, BED gibi bir yeme bozukluğu edinmişseniz veya bir şekilde, yeme bozukluğu noktasına varmamış olsa da, yiyeceklerle ilişkiniz bozulmuşsa, buna sebep olan, kilo verme hedefinize ulaşmaya çalışırken izlediğiniz yöntemdir. Bu yöntem belli ki işe yaramamış ve aksine, 3-5 kilo vereyim derken, sizi sinir stres sahibi yapmış. O zaman bi bakmak lazım. “Kendini aç bırak – aşırı ye – yine aç bırak – tekrar et” döngüsü işe yaramıyorsa, demek ki başka bir şey yapmak lazım. Mesela:

  • Bir süre kilo verme hedefini tamamen unutup, tartıdan bağımsız, kilo kontrolü değil, iştah kontrolü odaklı düzgün ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni kurmaya yoğunlaşmak,
  • Güzel, sürdürülebilir bir düzen kurup, atakları önledikten sonra kilo verme hedefini gündeme almak;
  • Ve kilo verme hedefini yeniden gündeme aldıktan sonra, bir bir önceki sorunun cevabını tekrar okuyup, buna göre yeni bir düzenleme yapmak faydalı olabilir 🙂

 

5. YEME ATAĞI SIRASINDA KENDİMİZİ NASIL FRENLEYEBİLİRİZ?

Belki tekrar olacak ama, bunu üstüne basa basa söylemek istiyorum: Gelen yeme atağında kendini frenlemeye çalışmaktansa, atağın gelişini engellemeye çalışmak lazım. Bildiğiniz gibi, ataklar sırasında en karakteristik olan his, kontrol kaybı hissi. Bir şekilde kontrolü kaybettiğinizde de, o “uyanış”ı yakalamak, “ben napıyorum ya, bi dakika niye böyle bi şey yapıyorum” noktasına gelmek zor olabiliyor, o noktaya gelene kadar iş işten geçmiş olabiliyor.

Fakat yine de, örneğin iyileşme sürecinde, ya da “BED’i atlattım ben ya” dediğiniz bir noktada yeme atağı, ya da yukarıda bahsettiğim şekilde bir “atak habercisi”yle karşı karşıya gelinecek olursa,  2. sorunun cevabında anlattığım adımları izleyebilirsiniz 🙂

 

6. BED’İ YENME SÜRECİNDE PSİKOLOJİK DESTEK DE ALDINIZ MI?

Hayır. Yalnızca beslenme tarafında Ceren Yavuz’dan destek aldım. Ancak tabii ki, yeme bozukluğunun şiddetine, spektrumun neresinde olduğunuza göre, iyileşme sürecindeki ihtiyacınız da farklı olabilir.

Umarım faydalı olmuştur! Bu yazı sizden gelen sorularla genişleyebilir, şekillenebilir. Merak ettiğiniz, listeye eklenmesini istediğiniz sorular olursa, bu yazının altına yorum bırakabilir, ya da bana Instagram üzerinden iletebilirsiniz! Cevaplayabileceğim bir soruysa mutlaka yazıyı güncellerim! 🙂

 

Back to Top